Ana içeriğe atla

Öykü ve Orhan Veli

Öykü ve Orhan Veli

Orhan Veli'yi hepimiz şiirleri ile bilir ve tanırız. Halbuki onun öyküleri ve çevirileri de vardır. Bu hafta içinde okuduğum Hoşgör Köftecisi adı altında Yapı Kredi Yayınlarından yayınlanmış olan kısa ama mutluluk kaynağı olan öykü kitabını edinip, okudum. Bana hissettirdiği aynı şiirinde olduğu gibiydi. Yani öykünün karakterleri içimizden birilerdi. Biri köftecinin garsonu, biri hizmetçi, kömür toplayan çocuklar ve diğerleri. Hep halkın içinden kişiler. Bu özellik Orhan Veli'yi Orhan Veli yapan özelliktir haddim olmayarak. Edebiyat uzmanları çevresinde de Orhan Veli'nin halka düşkünlüğü bilinir. Geçenlerde eğer takip ettiyseniz 13 Nisan günü Orhan Veli'nin 104. doğum günüydü. O gün katıldığım bir sohbette sanırsam çok değerli emekli bir edebiyat öğretmeninin sohbetine nail olmuştum. O gün Orhan Veli'nin doğum günü olması hasebiyle doğal olarak konu Orhan Veli'ydi. Değerli hocamın anlattıkları özetle şöyleydi: Orhan Veli şiirin anlaşılmaz olan surlarını yıkmış ve şiiri günlük hayatla yani halkla birleştirmiştir. Doğal olarak da Orhan Veli aynı özveriyi öykülerinde de göstermiş.(Bu satırları yazarken çalma listem bana güzellik yaptı ve bir Orhan Veli şiiri olan İstanbul'u Dinliyorum'u Yavuz Bingöl sesiyle dinlemiştim.)  Orhan Veli bu öykü kitabında biri çeviri olmak üzere yedi tane kısa öyküsü ve bir de edebiyat üzerine yaptığı bir röportajı bulunmakta. 
Orhan Veli'yi tanımak ve onun düşüncelerine yaklaşmak için güzel bir başlangıç olabilir. 

Bu yazıya son vermeden önce geçenlerde yine Orhan Veli damarım tuttuğu bir sırada karalamış olduğum mısraları sizlerle paylaşmak isterim.

Kalmıyor içimde bir acı bir keder
Orhan Veli mısrası oluyor içimde hep
İstanbul'u dinlerken dökülüyor kelimeler
Garipten seslerle beraber
Dilimde Orhan Veli mısrası
Kulağımda bestelenmiş Orhan Veli şiiri
Orhan Veli'yi dinliyorum gözlerim kapalı
Orhan Veli şiirine bir de
Yavuz Bingöl sesi ekleniyor bu saatlerde
Aklımda dilimde hep bir gelecek kaygısı
Orhan Veli ile öğreniyorum anı yaşamayı
Orhan Veli ile yatıp Orhan Veli ile kalkıyorum
"Bir yer var biliyorum - Her şeyi söylemek mümkün - Epiyce yaklaşmışım duyuyorum - Anlatamıyorum" diyordu üstadım
Sanki içime seslenirmiş gibi
Yere düşen her bir yaprağın acısı
Kor olur ateş olur düşer gönlüme
İstanbul olur Orhan Veli olur
Yatar gönlümde...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

40. Yazıya Özel Eski Türklerde Sayı Anlamlarının Çıkış Noktaları (3,7,40)

Eski Türklerin dini neydi? İlk bu soru ile başlamak gerekiyor sanırım. Eski Türklerin dini bazı araştırıcılara göre “Gök-Tengri” dini, bazılarına göre ise “Şamanizm” idi. Eski Türklerin yaşadığı coğrafya düşünüldüğünde Şamanist dinlerin yaşadıklarını görebiliriz fakat bu Türklerin Şamanist dinlere mensup olduğunu ispatlamakta yetersiz kalmaktadır. Nerdeyse Şamanizm’in yayıldığı topraklar ile Türklerin toprakları örtüşmektedir. Bu da doğal olarak Türklerin, Şamanizm olarak adlandırılan dine mensup oldukları iddiasını ortaya çıkarmıştır. Fakat İslam öncesi kaynakları incelediğinde Şamanizm dininin tamamının Türklerde görünmediği anlaşılır. Yukarıda da dediğim gibi nerdeyse aynı coğrafyada yaşadıkları için Şamanizm dini ile etkileşmişlerdir. Türklerin “Gök-Tengri” olarak adlandırılan dine inandığının ise birçok kanıtı bulunmaktadır. Göktürk kitabeleri, yaşadıkları çevredeki yüksek mevkilere ibadet anıtları dikmeleri bunlardan bazılarıdır. “Şamanizm inancının doktrine göre; bir din olara...

Bana, Orhan Veli'ye ve İstanbul'a Dair-2

Şu gürültülü ve karınca misali sürekli hareket halinde olan İstanbul’u bir adım geriden izlediğimiz zamanlarda hangi birimizin aklına onun “İstanbul’u Dinliyorum” şiirindeki mısraları gelmiyor ki. Ne güzel demiş Orhan Veli şiirinde: “… İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı…”  Her bir adım geri çekilip gerçek İstanbul’la baş başa kaldığım da bu şiirler yüzleşirim. Bu   yüzleşmelerime kulaklığımda Fazıl Say ve Seranad Bağcan’ın şarkılarından olan ve Orhan Veli’nin “İstanbul’u Dinliyorum” şiiri kullanılarak bestelenen “İstanbul’u Dinliyorum” şarkısı şahit olurdu. Bu yüzleşmeler bazen çok zevk verirdi. Oturur ve...

Eski Türklerde Meclis

Eski Türkler’in devlet yönetiminde meclis var mıydı? Meclisler varsa ne işlevleri vardı? İsimleri nelerdi? Gelin beraber inceleyelim.  Günümüzdeki meclis sistemlerinin temelleri hem doğu toplumlarında hem de batı toplumlarında eskilere dayanmaktadır. Nitekim Türkler de bu temelleri barındırmaktaydı. Eski Türkler'de bu temellerin görünen ilk kavramı “Toy” kavramıdır.  “Toy” kelime olarak meclis anlamına gelmektedir. Eski Türkler'de “Toy” adı verilen meclisler bulunmaktaydı. Bu meclisler belirli günlerde toplanır ve kararlar alırdı. Meclislere katılanlara “Toygun” unvanı verilmiştir. Eski Türklerde “Toy” toplandığı zaman festivaller düzenlenirdi. Önce Toygunlar'ın katıldığı toy düzenlenirdi, sonra halkın iştirak ettiği eğlenceler tertip edilirdi. Eski Türklerde Toy’un varlığı Mo-tun(Mete- M.Ö 209- 174) dönemine kadar uzanmaktadır.   Toylar'da görüşülen başlıca konular ise şöyledir: Askeri meseleler, dış politika, elçi kabulleri ve yeni hakan seçimi. Bu toplantılara ...