Ana içeriğe atla

Karalamalar 3

Altını üstüne getirdim iç dünyamın 
Ne bir çıkış, ne bir kapı
Kısır döngüye bağlamış garip serüvenim 
Sanki bir temelsiz yapı

-------------------------------------------------------

Kendine kızgınlık ve dünya bitkinliği
Gelmesini beklediğim ölümün sessizliği
Karamsarlığın karanlıklarında ki kararsızlığı
Üstümde acı veren bir duvar
-------------------------------------------------------

Elimde kalem yazıyorum dünya duvarlarına
Şehrin en ücra ve ulaşılamayan gönüllerine
Olanın değil, olmayanın aşklarına
Yazıyorum, kalemin duygu dolu kelimeleriyle
----------------------------------------------------------

Yazıyorum, ömür varlıksız kalsa bile
Uçuyorum, hayallere ulaşamayacağımı bile bile
Uyuyorum,gündüzlerin gelmemesi dileğiyle
Geçiyorum, dünyadan ölümün sessizliğiyle
--------------------------------------------------------
Sen, beni yazmaya zorlayan savaş
 Kır, parçala, uçur, savur gönlümün duvarlarını
Kendi elimle diktiğim o binaları aş
Yık ve göm sana çıkan duygularımın yollarını
---------------------------------------------------------
Yazalım her derdin duvarlarına
Gerçeğin arkasına saklanan dünya yanlışlarına
Pamuk ipliğine bağlı kaderin yollarına
Unutalım dünyayı şairlerin mısralarında
-------------------------------------------------------
Her şeyin sonu çıkar bir yalnızlığa
Sonuçta tek doğar, tek ölürsün
Kalbim alışıktır sevdasızlığa
Acımasız dünya imtihanı kendi çapında sürsün
Çıkarsın umutlarını bir köşeye
Yalnız kaldığında sığınırsın gölgesine
Sarılırsın hep iyi günün hayaline
Sonuç; bırakmış umut yerini karamsarlığa
------------------------------------------------------------
Neden kaptırır insan kendini huzurun sularına
Kıyı da sığ da durmak varken
Neden açılır ucu bucağı olmayan denizlere
Boğulur mu insan bazen bir çift gamzede

Boğuluyor insan ulaşamadığı gamzelerde
Sessiz çığlıkların imdat suskunlukları içinde
Sesinde hayal, rüya ve mutluluk görmeye başlıyorum
Evet doğru bildiniz aşık oluyorum!
---------------------------------------------------------------
Severdik elbet eskisinden iyi eskisinden sağlam severdik
Sadece severdik karşılıksız öylece 
Saatlerce,aylarca,yıllarca severdik
Hüsranlara katlanarak severdik 
Anlatmadan,söylemeden severdik
Arkasından bakmakla yetinirdik
Ama severdik
Yollarını gözlerdik,ağlardık
Şarkılarda arardık 
Ama severdik,öylece,sessizce,gizlice

Ne kadar çok arşivim varmış meğersem. Bu kadar çok karalama biriktirmiş olmayı beklemiyordum açıkçası. Tarih atmadan karalama yapmanın olumsuz tarafları ile yüzleştim, yukarıda ki mısraları buraya geçirirken...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

40. Yazıya Özel Eski Türklerde Sayı Anlamlarının Çıkış Noktaları (3,7,40)

Eski Türklerin dini neydi? İlk bu soru ile başlamak gerekiyor sanırım. Eski Türklerin dini bazı araştırıcılara göre “Gök-Tengri” dini, bazılarına göre ise “Şamanizm” idi. Eski Türklerin yaşadığı coğrafya düşünüldüğünde Şamanist dinlerin yaşadıklarını görebiliriz fakat bu Türklerin Şamanist dinlere mensup olduğunu ispatlamakta yetersiz kalmaktadır. Nerdeyse Şamanizm’in yayıldığı topraklar ile Türklerin toprakları örtüşmektedir. Bu da doğal olarak Türklerin, Şamanizm olarak adlandırılan dine mensup oldukları iddiasını ortaya çıkarmıştır. Fakat İslam öncesi kaynakları incelediğinde Şamanizm dininin tamamının Türklerde görünmediği anlaşılır. Yukarıda da dediğim gibi nerdeyse aynı coğrafyada yaşadıkları için Şamanizm dini ile etkileşmişlerdir. Türklerin “Gök-Tengri” olarak adlandırılan dine inandığının ise birçok kanıtı bulunmaktadır. Göktürk kitabeleri, yaşadıkları çevredeki yüksek mevkilere ibadet anıtları dikmeleri bunlardan bazılarıdır. “Şamanizm inancının doktrine göre; bir din olara...

Bana, Orhan Veli'ye ve İstanbul'a Dair-2

Şu gürültülü ve karınca misali sürekli hareket halinde olan İstanbul’u bir adım geriden izlediğimiz zamanlarda hangi birimizin aklına onun “İstanbul’u Dinliyorum” şiirindeki mısraları gelmiyor ki. Ne güzel demiş Orhan Veli şiirinde: “… İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı…”  Her bir adım geri çekilip gerçek İstanbul’la baş başa kaldığım da bu şiirler yüzleşirim. Bu   yüzleşmelerime kulaklığımda Fazıl Say ve Seranad Bağcan’ın şarkılarından olan ve Orhan Veli’nin “İstanbul’u Dinliyorum” şiiri kullanılarak bestelenen “İstanbul’u Dinliyorum” şarkısı şahit olurdu. Bu yüzleşmeler bazen çok zevk verirdi. Oturur ve...

Eski Türklerde Meclis

Eski Türkler’in devlet yönetiminde meclis var mıydı? Meclisler varsa ne işlevleri vardı? İsimleri nelerdi? Gelin beraber inceleyelim.  Günümüzdeki meclis sistemlerinin temelleri hem doğu toplumlarında hem de batı toplumlarında eskilere dayanmaktadır. Nitekim Türkler de bu temelleri barındırmaktaydı. Eski Türkler'de bu temellerin görünen ilk kavramı “Toy” kavramıdır.  “Toy” kelime olarak meclis anlamına gelmektedir. Eski Türkler'de “Toy” adı verilen meclisler bulunmaktaydı. Bu meclisler belirli günlerde toplanır ve kararlar alırdı. Meclislere katılanlara “Toygun” unvanı verilmiştir. Eski Türklerde “Toy” toplandığı zaman festivaller düzenlenirdi. Önce Toygunlar'ın katıldığı toy düzenlenirdi, sonra halkın iştirak ettiği eğlenceler tertip edilirdi. Eski Türklerde Toy’un varlığı Mo-tun(Mete- M.Ö 209- 174) dönemine kadar uzanmaktadır.   Toylar'da görüşülen başlıca konular ise şöyledir: Askeri meseleler, dış politika, elçi kabulleri ve yeni hakan seçimi. Bu toplantılara ...