Ana içeriğe atla

Türküler ve Marşlar

Uzun süredir sizleri ihmal ettim. Öncelikle hepinizden özür dilerim.
Bugün sizlerle türküler üzerine bir sohbet etmek istedim. Türküler kültürümüzün gülleri zannımca. O kadar güzeller ki dinleyince kendimi kaybettiğim oluyor. Kim bir "Drama Köprüsü" bir "Çırpınırdın Karadeniz" bir " Çökertme" gibi yüzlerce türküden etkilenmez ki. Ne kadar marş olsa da kim "Plevne Marşı"ndan etkilenmez. Kim onu dinlerken Gazi Osman Paşa'yı yad etmez. Şanı büyük Osman Paşa'yı Plevne Kahramanı'nı bir kere daha yad edelim buradan ve türküleri anlatmaya devam edelim.
Bu kadar etkilenmenin olduğu eserleri tanımamak ve dinlememek öz kültürden uzaklaşmayı gösterir. Atam Dedem Korkut'un eline kopuz alıp sözler söylemesi bu kültürün ne kadar eskiye dayandığını göstermesi sebebiyle çok değerlidir. Biliyorsunuzdur belki, Dede Korkut Hikayeleri'nin 3. nüshası Türkistan'da bulundu. Böylece kayıp olan 13. hikaye ortaya çıkmış oldu. Daha edinip okuyamadım fakat eminim ki Atam Dedem Korkut orada da o bilgeliğini en üst düzeyde göstermiştir. (Hanım Hey!)
Çırpınırdın Karadeniz Türküsü'nü duymayanımız yoktur zannımca. Azerbaycan'ın milli şairi Ahmed Cevad tarafından yazılmıştır. Ünlü Azerbaycanlı besteci Üzeyir Hacıbeyli tarafından da bestelenmiştir. Bestelemesinin sebebi de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Azerbaycan'a desteğe gitmesidir. Eee, tabii ki son dönemlerin önemli ses sanatçılarından (gerçek sanatçılardan) Azerin de bir o kadar güzel yorumlamıştır. :) 
Üstüne laf söylemenin bana düşmeyeceği birinin o güzel türküsünü söylemekte sıra. Hepimiz onu "Bozkırın Tezenesi" olarak tanıdık. Üstat Neşet Ertaş'ı buradan saygıyla yad ediyorum. Gençlerin cebindeki sigara paralarını alamam diyecek kadar düşünceli olan Neşet Baba'nın "Neredesin Sen" türküsü ile türkü bahsini kapatayım. Marş bahsini de yukarıda ismini zikrettiğim Gazi Osman Paşa'ya binaen yazılmış olan "Plevne Marşı" ile açmıştım. Ona ek olarak da sizlere en sevdiğim marşlardan olan "Yelkenler Biçilecek" marşını önermek istiyorum. Biraz ağır tonlarda gitse de sizi sürükleyebilecek bir gizeme sahip bir marştır.

Türküler

1-  Yemen Türküsü
2- Çırpınırdın Karadeniz
3- Drama Köprüsü
4- Han Sarhoş Hancı Sarhoş
5- Çökertme
6- Hekimoğlu
7- Neredesin Sen
8- Hele Dadaş Hoş Musan
9- Çanakkale İçinde
10- Telgrafın Tellerine
11- İki Keklik
12- Sarı Gelin
13- Adaletin Bu Mu Dünya
14- Gönül Dağı
Fazladan olarak şimdi söyleyeceğim türkü Sarı saçlı mavi gözlü birine yazılmış. O Çanakkale kahramanı, o Milli Mücadele'mizin lideri, o ülkemizin kurucusu. Buradan Cumhuriyet'imizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla, minnetle ve rahmetle yad ediyorum. 
15- Sarı Saçlı Mavi Gözlüm


Marşlar

1- Plevne Marşı
2- Yelkenler Biçilecek
3- Hücum Marşı
4- Sancak Marşı
5- Sivastopol Marşı
6- Çanakkale Marşı

Sizler aramakla yorulmayasınız diye, bütüm marş ve türküleri bir çalma listesinde topladım.
Spotify                              Youtube

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

40. Yazıya Özel Eski Türklerde Sayı Anlamlarının Çıkış Noktaları (3,7,40)

Eski Türklerin dini neydi? İlk bu soru ile başlamak gerekiyor sanırım. Eski Türklerin dini bazı araştırıcılara göre “Gök-Tengri” dini, bazılarına göre ise “Şamanizm” idi. Eski Türklerin yaşadığı coğrafya düşünüldüğünde Şamanist dinlerin yaşadıklarını görebiliriz fakat bu Türklerin Şamanist dinlere mensup olduğunu ispatlamakta yetersiz kalmaktadır. Nerdeyse Şamanizm’in yayıldığı topraklar ile Türklerin toprakları örtüşmektedir. Bu da doğal olarak Türklerin, Şamanizm olarak adlandırılan dine mensup oldukları iddiasını ortaya çıkarmıştır. Fakat İslam öncesi kaynakları incelediğinde Şamanizm dininin tamamının Türklerde görünmediği anlaşılır. Yukarıda da dediğim gibi nerdeyse aynı coğrafyada yaşadıkları için Şamanizm dini ile etkileşmişlerdir. Türklerin “Gök-Tengri” olarak adlandırılan dine inandığının ise birçok kanıtı bulunmaktadır. Göktürk kitabeleri, yaşadıkları çevredeki yüksek mevkilere ibadet anıtları dikmeleri bunlardan bazılarıdır. “Şamanizm inancının doktrine göre; bir din olara...

Bana, Orhan Veli'ye ve İstanbul'a Dair-2

Şu gürültülü ve karınca misali sürekli hareket halinde olan İstanbul’u bir adım geriden izlediğimiz zamanlarda hangi birimizin aklına onun “İstanbul’u Dinliyorum” şiirindeki mısraları gelmiyor ki. Ne güzel demiş Orhan Veli şiirinde: “… İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı…”  Her bir adım geri çekilip gerçek İstanbul’la baş başa kaldığım da bu şiirler yüzleşirim. Bu   yüzleşmelerime kulaklığımda Fazıl Say ve Seranad Bağcan’ın şarkılarından olan ve Orhan Veli’nin “İstanbul’u Dinliyorum” şiiri kullanılarak bestelenen “İstanbul’u Dinliyorum” şarkısı şahit olurdu. Bu yüzleşmeler bazen çok zevk verirdi. Oturur ve...

Eski Türklerde Meclis

Eski Türkler’in devlet yönetiminde meclis var mıydı? Meclisler varsa ne işlevleri vardı? İsimleri nelerdi? Gelin beraber inceleyelim.  Günümüzdeki meclis sistemlerinin temelleri hem doğu toplumlarında hem de batı toplumlarında eskilere dayanmaktadır. Nitekim Türkler de bu temelleri barındırmaktaydı. Eski Türkler'de bu temellerin görünen ilk kavramı “Toy” kavramıdır.  “Toy” kelime olarak meclis anlamına gelmektedir. Eski Türkler'de “Toy” adı verilen meclisler bulunmaktaydı. Bu meclisler belirli günlerde toplanır ve kararlar alırdı. Meclislere katılanlara “Toygun” unvanı verilmiştir. Eski Türklerde “Toy” toplandığı zaman festivaller düzenlenirdi. Önce Toygunlar'ın katıldığı toy düzenlenirdi, sonra halkın iştirak ettiği eğlenceler tertip edilirdi. Eski Türklerde Toy’un varlığı Mo-tun(Mete- M.Ö 209- 174) dönemine kadar uzanmaktadır.   Toylar'da görüşülen başlıca konular ise şöyledir: Askeri meseleler, dış politika, elçi kabulleri ve yeni hakan seçimi. Bu toplantılara ...